EĞİTİM PROGRAMI

SINIF-İÇİ EĞİTİM

Sivil Toplum Aktörleri İçin Kültürel
Çoğulluk/Çeşitlilik Araştırmaları Eğitimi





Ders Programını İncele

Eğitmen Kadrosu

Alper Kırklar
Bülent Bilmez
Esengül Ayyıldız
Serhat Arslan

Misafir Eğitmenler

Cihangir Gündoğdu
Egemen Yılgür
Erdem Türkekul
Halil Öz
Kayuş Çalıkman
Metin Yüksel

Polat S. Alpman
Sebahattin Şen
Sinem Gülmez
Şükrü Aslan
Yıldırım Şentürk

Türkiye’nin ve özellikle İstanbul’un kültürel çeşitliliğiyle/çoğulluğuyla ve farklı kültürlerinin her biriyle ilgili olarak, bir yandan akademiyada az sayıda çalışma bulunması, diğer yandan akademi dışında son zamanlarda sayısı oldukça artan çalışmalarda olgusal bilgideki eksiklik ve konunun ele alınışı noktalarında büyük sorunlar olduğu görülmüştür. Çoğulluğa dayalı modern toplumun bir arada yaşaması için özellikle ihtiyaç duyulan kültürel çeşitlilikle ilgili olgusal bilginin sivil toplum aktörü(STA) tarafından üretilememesinin en önemli nedeni, etnografya (saha çalışması) konusundaki bilgi (metodoloji) eksikliği ve bu nedenle güvenilir olgusal bilgilerin sistemli bir şekilde toplanması, işlenmesi, saklanması ve kamuoyuna sunulması konusundaki yetersizliklerdir. Bu nedenle, Türkiye kültürlerinin temsilcisi veya araştırıcısı sivil toplum aktörlerinin en yoğun yaşadıkları şehir olmasına rağmen İstanbul’un farklı kültürlerinin her biri hakkında veya genele kültürel çeşitliği ile ilgili güvenilir bilgiye ulaşmak bugün maalesef pek mümkün değildir. Birbirini tekrarlayan, saha çalışmalarına dayanmayan ve güvenirlikten uzak ve sayıları zaten az olan kaynaklar, toplumda önemli bir zenginlik konusunda farkındalığın artması ve bir arada yaşama kültürünün gelişmesine yeterince katkıda bulunamamaktadır. Aynı zamanda farklı kültürel grupların varlıklarını diğer kültürlerle barış içinde sürdürmeleri için gerekli (hak savunusu ile ulusal ve uluslararası mevzuat konusunda) hukuksal birikim eksikliği de bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Daha genelde ise, konuyla ilgili aktörlerin kültürel çeşitlilik/çoğulluk ile kültürel gruplar ve kimlikler konusundaki özcü ve içine kapalı tavrı da teorik-kavramsal düzlemde bir handikap olarak gözlemlenmektedir.

STA’nin; topladıkları verilerin işlenmesi ve saklanması konusunda bilgi eksikliği yaşaması nedeniyle toplanan verilerin işlevsiz hale gelmesi, uygulanacak yöntem açısından bilgi kirliliğinin olması ve temel kaynakların bulunmaması, insan hakları konusunda kullanabilecekleri hakların bilinmemesi ve kanunlardan yeterince haberdar olunmaması, teknik ekipman kullanımı bilinmediği için dışarıdan sürekli destek alınmasının doğurduğu maddi yükün caydırıcı özellik taşıması gibi çok temel sorunlara çözüm oluşturmak amacıyla yola çıktık. Bu gibi durumlar temel alınarak, çözüm oluşturmak amacıyla bir eğitim modülü hazırladık. Bu eğitim modülüyle, akademinin belli alanlardaki birikiminin proje aracılığıyla kültürel çeşitliliğin/çoğulluğun temsilcisi ve araştırmacısı konumunda olan STA’ne aktarılmıştır:

Teorik-kavramsal çerçeve

(kültürel çoğulluk/çeşitlilik, somut olmayan kültür, metropol, küreselleşme ve kolektif kimlik, azınlık, açık toplum, şehir ve metropol çalışmaları, vs.)

Metodoloji

(etnografya, sözlü tarih, etik, mülakat, vs.)

Dokümantasyon ve arşiv

(kayıt ve teknik ekipman kullanımı, veri toplama/işleme/saklama, kamuyla paylaşım, prezantasyon, vs.)

Kültürel haklar ve savunusu

(dilsel ve inançsal haklar ve genelde ‘azınlık’ hukuku)

Bu öğrenme sürecinin geliştirilecek ağlar üzerinden kalıcı kılınması amaçlanmaktadır. Bu fikrin önemli bir boyutu da projenin kalıcı kıldığı bu ağlar sayesinde bir araya gelecek olan aktörlerin, deneyim ve ‘yerinden/yerelden’ bilgi aktarımı aracılığıyla aynı zamanda birbirleri ve proje yürütücüleri için öğretici rolü oynamaları ile ilgilidir. Bu sayede, barış içinde bir arada yaşamanın koşulu olan, şu anda oldukça kalın duvarlarla birbirinden ayrılmış (kompartımanlara bölünmüş) kültürel grupların aktörleri arasında diyalog ortamı ve kalıcı iş birliği mekanizmaları geliştirilmesi ve kültürel çeşitliliğin mümkün olduğunca çok sayıda renkleri hakkında bilgilenme sayesinde farklılıklar ve benzerlikler konusunda bilincin gelişmesi mümkün olacaktır. Türkiye’de oldukça eksik olan üniversite ile sivil toplum arasındaki diyalog ve iş birliğinin geliştirmesine yönelik bu proje sayesinde, farklı disiplinlerin bilgi ve birikimlerinin, farklı kültürlerden seçilmiş 53 sivil toplum aktörüyle sınıfta gerçekleştirilen bir aylık eğitim aracılığıyla aktarılmıştır. Eğitim, 9 Eylül - 1 Ekim tarihleri arasında hafta sonları İstanbul Bilgi üniversitesinde Cumartesi ve Pazar günleri verilen altışar saatlik derslerden ve seminerlerden oluşmaktadır.

Katılımcıların Demografik Bilgileri: