SİTE HAKKINDA

Genel

Bu site, İstanbul’un kültürel çoğulluğunun araştırılması ve görünür kılınması amacıyla 01 Nisan 2017 – 31 Mart 2018 tarihleri arasında İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde, İsveç İstanbul Başkonsolosluğu, Açık Toplum Vakfı ve Anadolu Kültür desteğiyle yürütülen “İstanbul’da Kültürel Çeşitliliğin Sivil Toplum Aktörlerini Güçlendirme ve Kapasite Geliştirme Projesi” kapsamında hazırlanmıştır.

İSTANBUL KÜLTÜRLERİ internet sitesinde yer alan Sivil Toplum Aktörleri/Araştırmacıları (STA) kataloğu ve haritası ile Çoğul Medya ansiklopedisi, bir metropol olarak İstanbul’un bilinmeyen ‘öteki’ kültürleri ve medyası hakkında güvenilir bir kaynak oluşturmayı amaçlıyor. Söz konusu proje kapsamında hazırlanan Çoğul İstanbul Medyası sergisinin dijital versiyonu, kültürel çoğulluğun araştırmacıları için rehber kitap ve eğitim programı ile eğitim sürecinin ürünleri de sitede yer alıyor.

Yirminci yüzyılın egemen modernist paradigmasının kaçınılmaz ürünleri olan ulus-devletlerin tek-tipleştirici ulus inşa süreçlerinin pozitivist, evrenselci ve rasyonalist nitelikleri post-modern sorgulamalar sonucunda 1970’lerin ikinci yarısından itibaren gözden düşmeye başladı. Eş zamanlı olarak, tek-tipçi ulus-devletlerin tasfiyesi veya sönümlenmesi sonucunda ortaya çıkan sınırların ortadan kalkma olasılığı/beklentisi; ulus-devletlerin sorun olarak gördükleri kendi sınırları içerisindeki çeşitliliği (tasfiye veya asimilasyon yoluyla) tamamen ortadan kaldırma umudunu sarstı. Ulus devletler içindeki farklı kültür ve kimliklerin sesini duyurmaya başladığı, daha doğrusu siyasetin artık (sağ-sol ekseninde ‘sınıf’ merkezli değil) daha çok kimlik ekseninde yapıldığı ve akademik entelektüel çalışmaların ve tartışmaların daha çok ekonomi-politik değil, kültür ve dil/söylem merkezli yapılmaya başlandığı 1990’larda, kolektif ve bireysel kültürel haklar ve kimlik siyaseti egemen oldu. Bir yandan yeni dönemin ekonomi-politik anlayışı olarak neo-liberalizm dünyanın her yerinde egemen olurken, ilk anda evrenselcilik ve tek-tipçilik karşıtlığı iddiasındaki partikülarist, rölativist ve güya çoğulcu kimlik siyasetine ironik bir şekilde ters düşen küreselleşmenin de doruğu yaşanmaktaydı.

Bu küresel bağlam içerisinde, ulus-devlet inşa sürecinde tek-tipçi politikaların hakim olduğu üçüncü dünya ülkelerinde ve özellikle bunların yukarıdan aşağıya zorla uygulandığı Türkiye’de ise 1990’lardan sonra yaşanan bu global değişim süreci - aynı gerginliği yansıtacak şekilde - bir yandan Avrupa Birliği üyeliği üzerinden ulus-devlet sınırlarının sönümlenmesi ve ulusun aşılması umudu yaşatırken, diğer yandan da ülke içinde bastırılmış veya inkar edilmiş farklı kültür ve kimliklerin kendini göstermesi ve kültürel çoğulluğun (iyimser zamanlarda genelde siyasi çoğullukla birlikte!) tartışılması sonucunda kolektif kültürel hak ve kimlik mücadelesinin yükselişine yol açtı.

Çoğulcu anlayışın tüm dünyada büyük tehdit altında olduğu ve artık çoğunlukçuluğun rağbet gördüğü günümüzde, bu renk cümbüşü solmaya yüz tutsa ve son birkaç yıldan beri çoğulculuk artık kriminalize edilmeye başlansa da bizzat yaşamın içindeki renklilik, çeşitlilik ve zenginlik, yani çoğulluk, özellikle İstanbul gibi metropollerde tüm kaçınılmazlığı, inkâr edilmezliği ve güzelliği ile devam etmektedir.

Kültürel çeşitlilik için ‘çoğul’ kavramı özellikle kullanılmaktadır. Çoğul kavramının siyasi çağrışımına da sahip çıkarak, çok-katmanlılığa, çok-anlamlılığa, melezliğe ve akışkanlığa açık bir çokluk, çeşitlilik kastediliyor ki bu kullanım genelde sosyal bilimlerde ve özellikle kültürel incelemelerde karşımıza çıkıyor. 20. yüzyılın son yıllarında gelişmiş kapitalist ülkelerde kültürel çeşitlilik için, özellikle göçmenler üzerinden oluşan kültürel çeşitlilik için kullanılan çok-kültürlülük ve çok-kültürcülük kavramlarına alternatif olarak kullandığımız bir kavramdır. Çok-kültürlülük ve çok-kültürcülük, Türkiye’de çok sık ve pek tartışılmadan kullanıldı. Ancak çok-kültürlülük kavramının aslında kategorize edici, genellemeci, kompartımanlaştırıcı ve özcü olduğu düşünüldüğü için, çoğulluk ve çoğulculuk bu kavramlara alternatif olarak karşımıza çıkıyor.

  • Katalog & Harita expand_more
    İstanbul’un kültürel çoğulluğu üzerine ve/ya bu çoğulluğun parçası olan kültürler ve kültürel temalar üzerine çalışan kurum, kuruluş ve şahıslardan oluşan Sivil Toplum Aktörleri/Araştırmacıları (STA), bugüne kadar konuyla ilgili en önemli bilgilere sahip olmamızı sağlamıştır. Çoğu, halen alternatifsiz olan konuyla ilgili kaynakların yaratıcısıdır. Bu şahıs ve kurumların kendilerini tanıttıkları bu katalog aracılığıyla, hem uzmanlar arasında iletişim ve iş birliği ağı oluşturulması, hem de konuyla ilgili çalışacakların bu uzmanlara ulaşabilmeleri için sağlam ve detaylı bir veri tabanı oluşturulması amaçlanmaktadır.

    İstanbul’un kültürel çeşitliliği/çoğulluğu veya kültürlerinden biri konusunda çalışmalar yapan Sivil Toplum Aktörleri/Araştırmacıları (STA) olarak şunlar sayılabilir:
    Sivil toplum kuruluşları (STK)
    a)Dernekler
    b)Vakıflar
    Süreli yayınlar
    Yayınevleri
    Kitabevleri
    Radyo-televizyonlar
    İnternet siteleri, bloglar, vs
    Bağımsız araştırmacılar

    Okuyuculardan ve (akademisyen veya olmayan) araştırmacılardan gelecek düzeltme, çıkarma, ekleme ve her türlü değişiklik önerileri doğrultusunda bu kataloğun ve haritanın niceliksel ve niteliksel olarak sürekli geliştirilmesi amaçlanmaktadır.

    Bu katalog ve harita İstanbul’un çoğulluğunun hem parçası hem yansıtıcısı hem de üreticisi/yaratıcısı olan Sivil Toplum Aktörlerini/araştırmacılarını içeren kapsamlı bir veri tabanı olmayı amaçlamaktadır. Katalogda bu aktörler “kurum” ve “araştırmacı-yazar” olarak listelenmiş, haritada ise kurumlar adreslerine, araştırmacı yazarlar ise mahallelerine göre gösterilmiştir. STA’lar hakkındaki ayrıntılı bilgilere haritadaki pinlere tıklayarak ulaşılabilmektedir. Aynı zamanda bu STA’lar ilgilendikleri kültürel gruplara ve temalara göre filtrelenebilmektedir.

    Konuyla ilgilenen herkesten gelecek (ekleme, düzeltme, çıkarma vb.) öneriler doğrultusunda katalog ve haritanın geliştirilmesi planlanmaktadır.

    Veri tabanına katkı sunmak için: Haritaya eklenmesini istediğiniz STA’lar için haritanın sağ altındaki “Kurum veya Araştırmacı-Yazar Ekle” butonuna, veri tabanında var olan bilgiler hakkındaki önerileriniz/değişiklikleriniz için STA’ların künye sayfalarında bulunan “Bilgi Düzenleme Formu” linkine tıklayabilirsiniz.
  • Çoğul Medya expand_more
    İstanbul’un çoğulluğunun hem en görünür hem de en kalıcı ürünleri olarak farklı türde medya organları ve kanalları, adeta bir renk cümbüşü yaratarak İstanbul medya dünyasını zenginleştirirler. Farklı ortamlar (mediumlar) anlamında medya (media), aslında toplumun elitlerinin kontrolünde kültür üretim aracıdır ve bu nedenle genelde kültürel çoğulluğun somut ve renkli temsilcisi olarak medyayı ele almak, belli bir sınırlamayı başından kabul etmek anlamına gelmektedir. Kendisi madun, azınlık veya öteki olan toplulukların yayınları, genelde egemen elit kültürün parçası olmayabilir, ama bizzat her bir grubun içindeki kültürel elitin üretimi sonucu ortaya çıktığı için, belli bir kültürün veya kültürel grubun bu yayınlar üzerinden analizi, kaçınılmaz olarak toplumun çok geniş ve çeşitli (alt) kesimlerini dışarıda bırakır. En azından eli kalem tutan ve ağzı laf yapan ‘eğitimli orta sınıf’ temsilcilerinin hakimiyeti söz konusudur. Diğer yandan, bu ürünlerin tüketimi, daha doğrusu alımlanması (reception) için de okur-yazarlık zorunluluktur ve okur-yazarlık birçok madun, azınlık veya öteki topluluk için her zaman mümkün olmayan bir şeydir. Daha önemlisi, Lazca, Zazaca ve Hemşince gibi dillerde yayın yapan gazete ve dergilerin hem yazılması hem de okunması, yazılı kültüre geçme sürecini bizzat bu yayın organları üzerinden son zamanlarda yaşamakta olan bu toplulukların sınırlı sayıdaki üyeleri için mümkündür sadece.

    Proje kapsamında 23 Şubat – 18 Mart tarihleri arasında sergilenen ve bu sitede sanal/dijital versiyonu görülebilen Çoğul İstanbul Medyası sergisi, (dergi, gazete, bülten gibi) süreli yayınlar, yani basın ile sınırlıydı. Ortak birikim ürünü olarak düşünülen Çoğul Medya Ansiklopedisi de şimdilik basınla, yani süreli yayınlarla sınırlı olmakla birlikte, zamanla bunun ötesine geçerek, yayınevleri, kitabevleri, radyo-televizyonlar ve özellikle son zamanların en yaygın ve etkili medya organlarını (site, blog, vs.) barındıran interneti de kapsayacaktır. Bu genişlemeye paralel olarak, ansiklopedinin kapsamı da daha geniş tutulacak ve başlangıcından, yani Osmanlı’da ilk basın organı olarak 18. Yüzyıl sonunda İstanbul’da yayınlanmaya başlayan Fransızca gazetelerden bugüne tüm medya organları kapsanacaktır.

    19. yüzyıl boyunca Osmanlı’da sayıları giderek artan ve 1908 sonrası büyük bir artış gösteren, değişik dillerde ve alfabelerde yayımlanan farklı kültürel (dilsel, inançsal, bölgesel, vs.) gruplara hitap eden veya ait olan bu süreli yayınların sayısı, 1990’lardan itibaren yaşanan bir kez daha (‘1908 Basın Patlaması’nı hatırlatan) aniden artacak ve bu yüzden fazla yayının renklerini oluşturduğu oldukça zengin bir medya dünyası ortaya çıkacaktır.

    Osmanlı’dan devralınan zengin medya dünyasının aniden kuraklaştığı 1923-1980 döneminin son on beş yılında filizlenen az sayıda mücadeleci süreli yayının da 1980 askeri darbesiyle kapatılması ve katı yasaklar nedeniyle, genelde medyada tam bir çölleşme yaşanmıştır. Bu dönemin sonlarında daha kimlikçi ve kültürcü bir söylemle filizlenmeye başlayan ve 1990’lardan itibaren sayısı artan farklı toplulukların yayınları, çağımızın kimlikçi ve kültürcü daralmasından kurtulduğu ve özcü anlayıştan uzaklaştığı oranda çok-kültürlülüğe ve çok-kültürcülüğe değil, kültürel çoğulluğa ve kültürel çoğulculuğa hizmet edecektir. Ancak bunun ön koşulunun, daha genelde çoğulculuk, özellikle siyasi düzlemde çoğulluk ve çoğulculuk olduğunu unutmadan…
  • Eğitim Programı expand_more
    Eylül - Aralık 2017 ayları arasında düzenlenen eğitim programı, İstanbul’da kültürel çeşitlilik/çoğulluk üzerine akademi dışında çalışmalarını sürdüren Sivil Toplum Aktörlerine/Araştırmacılarına (STA) yönelik, Sınıf-içi Eğitim ile Uygulamalı Saha Eğitiminden (USE) oluşan 4 aylık periyodun tamamını kapsamaktadır.

    İlk ayı (Eylül 2017) İstanbul Bilgi Üniversitesi santralistanbul Kampüsü’nde sınıf-içi eğitim olarak, geri kalan 3 ayı ise (Ekim - Aralık 2017) Uygulamalı Saha Eğitimi (USE) olarak gerçekleşmiştir. Eğitim programının amacı, STA’lara belirlenen başlıklarda kapasite geliştirmeleri konusunda destek sunmak ve USE dönemi boyunca mentörlük katkısıyla çalışmalarını tamamlamalarını sağlamaktı.

    Özellikle 1990’lı yılların başından itibaren “kimlik” meselesine neredeyse tüm dünya siyasetinde artan ilgi, Türkiye’de de farklı kültürel grupların sivil toplum kuruluşları veya medya kanalları (dergi, gazete, radyo, televizyon, internet vs.) aracılığıyla bir araya gelmelerine vesile olmuştur. Akademi-dışında gelişen bu çevreler, aynı zamanda kültürel gruplar hakkında olgusal bilgi derleme/toplama veya arşiv kurup geliştirme konusunda çalışmalar yapmıştır. Ancak 90’ların başından bu yana devam etmekte olan bu değerli çabalar ve girişimler pek çok grup için yetersiz kalmış, parçalı ve süreksiz bir şekilde devam etmiş veya bir noktadan sonra son bulmuştur.

    “İstanbul’da Kültürel Çeşitliliğin Sivil Toplum Aktörlerini Güçlendirme ve Kapasite Geliştirme Projesi” kapsamında düzenlenen eğitim programında; bir kurum çatısı altında veya bağımsız olarak çalışmalarına devam eden aktörler/araştırmacılar için temelde 4 başlık (teorik-kavramsal çerçeve, metodoloji, arşiv/dokümantasyon ve hak savunusu) tespit edilmiştir. Bu başlıklara katkı sunabilecek, akademik veya profesyonel çalışma yürüten uzman eğitimciler/akademisyenler tarafından Eylül ayı boyunca her hafta sonu İstanbul Bilgi Üniversitesi santralistanbul Kampüsü’nde dersler verilmiştir. Sınıf-içi Eğitime düzenli katılım sağlayan STA’lardan, bir çalışma önerisi sunan aktörler/araştırmacılar, 3 aylık saha dönemine devam etmişlerdir. Sınıf-içi Eğitimin yoğun programından sonra STA’ların çalışmak istediği veya bir süre çalışıp çeşitli sebeplerle yarım kalmış çalışmalarına devam etmeleri için cesaretlendirilen ve alanında uzman 3 eğitmenin mentörlüğünde devam eden bir sürece girilmiştir. Her ayın sonunda yapılan çalıştaylarla hem proje ekibi ve eğitmenlerin hem de diğer bütün saha katılımcılarının dahil olduğu değerlendirme toplantıları yapılmış ve USE dönemi boyunca karşılaşılan zorluklara ortak çözümler bulması hedeflenmiştir. USE döneminin sonuna gelindiğinde 13 saha katılımcısı makale ağırlıklı olmak üzere, belgesel, kitap ve envanter gibi birbirinden farklı çeşitlerde ürünler vermiştir.
  • Videolar expand_more
    01 Nisan 2017 – 31 Mart 2018 tarihleri arasında İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde, İsveç İstanbul Başkonsolosluğu, Açık Toplum Vakfı ve Anadolu Kültür desteğiyle yürütülen “İstanbul’da Kültürel Çeşitliliğin Sivil Toplum Aktörlerini Güçlendirme ve Kapasite Geliştirme Projesi” kapsamında hazırlanan bu sayfada, İstanbul’un kültürel çoğulluğunun görselleştirme amacıyla hazırlanan videoları ve başkaları tarafından daha önce hazırlanmış videoları bulabilirsiniz.